Fırat Keskin'den Formula 1 – Barcelona GP’si analizi..haberi oku

Yazarımız Fırat Keskin, Formula 1 Barcelona GP’sini analiz etti.

11 Mayıs 2021 Salı, 23:00

Formula 1’de sezon heyecanı tam hızıyla devam ediyor. Hem sıralamalar hem de yarış kıran kırana geçerken biz de önemli bilgiler edinmeyi başardık.

Yarıştan önce Barcelona’nın neden çok önemli olduğunu kısaca anlatmaya çalışmıştım. Kısaca hatırlatmam gerekirse, Barcelona bir arabanın ne kadar iyi olduğunu (veya kötü) göstermesi açısından önemli bir işaret fişeğidir demiştim.

O işaret fişeği atıldı ve arabalarla ilgili önemli bilgilere sahip olduk. Arabaların bulundukları konumu haftanın ikinci yazısında yazacağım. Bu yazıda yarışı ve kırılma noktalarını soru cevap şeklinde değerlendireceğiz. 

Sıralamaları Red Bull neden kaybetti?

Aslında sıralamaya kadar her şey tam yarış öncesi hazırlık yazımda belirttiğim gibi gerçekleşti. İlk iki sektörde mutlak Red Bull üstünlüğü, son sektördeyse Mercedes üstünlüğü vardı.

Q2’nin sonunda Red Bull, Mercedes’ten 0,2 saniye daha hızlıydı. Hatta Q3’ün ilk denemelerinde Perez, Hamilton’ın hemen önünde spin atınca Hamilton son sektörde ayağını az da olsa gazdan çekerek zaman kaybetmişti. Böylece Mercedes’in kuvvetli olması gerektiği üçüncü sektörde de Verstappen daha hızlıydı. Tüm bu şansa ve avantaja rağmen Red Bull daha yavaş kaldı.

Verstappen, bu durumu rüzgarın hızının ve yönünün değişmesine bağladı. Bu yorum doğruydu. Önden ve arkadan gelen rüzgarlardan Red Bull daha az etkilenirken, yandan esen şiddetli rüzgarlardan daha çok etkileniyor.

Barcelona’da ön sıradan başlamak çok önemli olduğu için Red Bull ilk darbeyi sıralamalarda aldı.

Kalkışta tam olarak ne oldu?

Start anı, Barcelona’da yarışın kaderini değiştirmek için diğer önemli fırsattır. Bu pistte ilk virajı önde geçen pilotlar büyük avantaja sahip olur. Verstappen da harika startıyla cumartesi günkü şanssızlığını kırmış oldu. Artık Verstappen, yarışın galibi olmaya çok yakındı.

Bu noktada Red Bull’un teknik üstünlüğüne dikkat çekmeliyim. Sezon başından beri tüm yarışlarda yazdığım bir gerçek burada da Mercedes’in yüzüne tokat gibi indi. O gerçek de Honda’nın MGU-K ünitesiyle krank mili arasındaki ilişkinin daha iyi olduğu.

Bu sayede Honda hem kalkışlarda daha iyi hem de enerji verimliliğinde daha önde. Barcelona’da da Verstappen ile Hamilton’ın reaksiyon süreleri benzer olmasına rağmen (Verstappen’ın reaksiyon süresi biraz daha iyiydi) Verstappen daha iyi ivmelendi ve Hamilton’ın açık bıraktığı kapıdan liderliği aldı.

İlk virajdan önce kapının bu kadar açık kalmasına tüm izleyiciler gibi ben de şaşırmıştım. Ama yarıştan sonra bunun nedeni de ortaya çıktı. Yarıştan önceki takım toplantısında Mercedes’in stratejistleri, kalkışta Hamilton’dan çizgisini değiştirmemesini, böylece Bottas’a “tow” vermesini (hava koridoru yaratmak) rica etmişlerdi. 

Mercedes’in amacı, Bottas’ı arkadan gelen tehditlere karşı korumaktı. Hamilton takımın emrettiği üzere çizgisini viraj girişine kadar bozmadı. İlk virajda Verstappen’a kapıyı kapatmak istediğindeyse her şey için çok geçti. Üçüncü virajda Bottas da Leclerc’e geçilince bu zekice(!) taktik Mercedes’in elinde patlamış oldu.

Verstappen’ın pit’i neden uzun sürdü? Nasıl geçildi?

Startla birlikte avantaj Verstappen’a geçmişti. Ama peş peşe yedi dünya şampiyonluğu kazanan bir takımdan kolaylıkla pes etmesini beklemek yanlış olurdu.

Yirmi dördüncü turda Hamilton, ilk iki sektörde toplam 0,4 saniye kazanarak Verstappen’a iyice yaklaşmıştı. Hamilton’ı aynasından izleyen Verstappen telsizden takımına, “Hamilton’ın çok iyi yol tutuşu var.” dedi.

Hamilton arkada olmasına rağmen lastikleri daha iyi durumdaydı. Bunu virajlarda seçtiği daha keskin çizgilerden görmek de mümkündü. İkilinin arasındaki fark, DRS yardımıyla geçişi mümkün kılacak bir seviyeye, 0,5 saniyeye düşmüştü. 

Ne olacak diye beklerken Verstappen pit’e geldi. Ancak lastik değişimi, Red Bull ekibinden beklenmeyecek bir yavaşlıkta gerçekleşmişti. Yarıştan sonra pit’in neden beklenenden uzun sürdüğü anlaşıldı.

Takım Verstappen’ı pit’e çağırmamıştı, Verstappen “kendi inisiyatifiyle” pit’e gelmişti. Pit kararını Verstappen vermiş ve hemen uygulamıştı. Verstappen’ın pit’e geldiğini gören ekip hemen garajdan orta hamuru kapıp arabaya taktı. Takım, yarıştan sonra Verstappen ile arasında bir anlaşmazlık yaşandığını söylese de aniden pit’e gelmek ilginç göründü. Acaba Verstappen, Hamilton’ın undercut mesafesinde olması nedeniyle mi bu kararı vermişti? Yoksa pist üzerinde geçilmek mi istememişti? Yoksa anlık bir panikle alınan kararı mıydı?

Pit beklenenden uzun sürdüğü için Hamilton avantaj kazanmıştı. Hemen o turda pit yapsa önde çıkacaktı.

Ama takımı tek pit stop hedeflediği için onu pistte tuttu. Yarışı tek pit ile bitirebilmek için Hamilton’ın biraz daha pistte kalması gerekiyordu. Hamilton 4 tur sonra pit yaptığında, Verstappen’ın 6 saniye arkasında yarışa döndü.

Red Bull, Mercedes’in “şah” hamlesine karşılık verebilir miydi?

Hamilton ilk pit’i sonrası piste çıktığında Verstappen’ın 6 saniye gerisindeydi. Ama sadece birkaç turda fark kapandı ve 1 saniyenin altına indi. Fark 1 saniyenin altına indikten sonraki süreç Formula 1’de araba geçmek için neden DRS’ye ihtiyaç olduğunun da ispatı gibiydi. Daha geç pit yapan ve C2 lastiklerine iyi davranan Mercedes, belirgin bir şekilde hızlı olmasına rağmen Red Bull’un arkasında takılı kaldı.

Yarıştan sonra Hamilton, “Red Bull düzlükte çok hızlıydı. Arka kanatlarının belirgin şekilde esnediğini ve sürüklenmeyi azalttığını görebiliyordum.” dedi. Esnek kanat, geçmişte karşımıza çıkan bir durum olmakla birlikte artık sıkı denetleniyor. Yani böyle bir konunun çok mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu açıklamayı, Red Bull cephesinden gelen sayısız psikolojik açıklamaya kısa bir cevap olarak yorumlamak gerekir.

Derken kırk üçüncü turda, uzun düzlükten önceki son şikanda, Mercedes ilk defa gerçekten hamle yapabilecek kadar Red Bull’a yaklaştı. Biz düzlükte geçiş beklerken Hamilton bir anda pit’e gelerek ikinci pit’ini yaptı. Mercedes ekibi aniden taktik değiştirmiş, 2019 yılında Macaristan’da uyguladıkları taktiğe dönmüştü.

Yarıştan sonra Hamilton, “Verstappen’a, onu geçecek kadar yakındım. Pit’e gelmem istendiğinde, pit çağrısını kulak arkası ederek Verstappen’ı geçmeyi denesem mi diye düşündüm. Sonra takımıma güvenerek pit’ geldim.” dedi. Takımının stratejisi de tuttu.

Her zaman, Formula 1 takım sporudur derken bunu kastediyorum.

Sonrasında Hamilton, yarışın son turlarında Verstappen’ı yakaladı ve lastikleri iyice eskiyen rakibini kolaylıkla geçti.

Stratejinin, hızlı pit stop’ın, arabanın ve lastiklerini korurken hızlı sürmeyi bilen bir pilotun birlikte kazandığı bir galibiyetti.

Mercedes’in 2019 Almanya’da uygulamaya başladığı ve geliştirerek uygulamaya devam ettiği, lastikleri korumak üzerine kurulu tasarım felsefesi, bu yarış galibiyetinin diğer önemli mimarıydı. 

Ferrari-McLaren savaşında ibre hangi yöne döndü?

Ferrari’ye. Ferrari, geçtiğimiz hafta sonları sıralamalarda kazandığı yerleri, yarışta geri veriyordu. Bu yarışta sıralamaya benzer yarış performanslarıyla umut verdiler. Leclerc, “Önceki yarışlardan, lastiklerle ilgili doğru dersleri çıkardık.” dedi. Bunu takım özelinde de söylemiş olabilir, kendisi adına da söylemiş olabilir. Çünkü kendisi de yarışları genellikle başladığı yerin gerisinde bitiriyordu. Pek çok yazımda, “Arabasını sıralamalara göre ayarlıyor. Bu nedenle yarışlarda lastiklerini çalıştıramıyor. Puanlar pazar günleri veriliyor, yarışları daha çok düşünmeli.” diye yazmıştım.

Ferrari ve özellikle Leclerc, bu hafta sonu lastikleri doğru sıcaklık aralığına getirdi ve orada tutmayı başardı. Sonuç çok olumluydu. Bu durum Ferrari taraftarlarına önümüzdeki yarışlar için umut verecektir, vermeli de.

Öte yandan aşırı iyimserlik tehlikeli. Çünkü yarıştan önce, motor gücünün nispeten önemsiz olduğu pistlerde Ferrari ve Alpine gibi takımların olduğundan biraz daha iyi görüneceğini yazmıştım. Dolayısıyla motor pistlerinde bulundukları yerden geride olmaları kimseyi üzmemeli. Ancak geçtiğimiz sezon Ferrari’nin burada tur yediğini düşünürsek, bu senenin aerodinamik performans ve motor performansıyla geçen sezon arasında dağlar kadar fark var. Övgüyü hak ediyorlar.

Formula 1’in devamlı geliştirme isteyen bir spor olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani Ferrari’nin rakipleri de boş durmayacak. Fakat şu aşamada, elimizde adam akıllı bir üçüncülük mücadelesi var diyebiliriz.

Alpine, Aston Martin, Alpha Tauri ne aşamada?

En yoğun mücadele bu üç takım arasında yaşandı. Gasly ortalama bir performans gösterdi. Tsunoda ise, aracının bir anda kendini kapatmasıyla yolda kaldı. Bu arıza, Perez’in Bahreyn’deki formasyon turunda yaşadığı arızanın birebir aynısı gibi geldi bana. Eğer öyleyse Honda’nın çok dikkatli bir şekilde arızayı analiz etmesi lazım. Çünkü aynı motoru kullanan Red Bull’un yaşayacağı bu tip arızalar şampiyonluk yarışına etki edebilir.

Alpine pilotları yarışa iyi başladılar ve harika ikili mücadelelerin içinde oldular. Her iki pilotla puan alabilecekleri bir yarış olduğunu düşünüyordum. Ama sadece Ocon’la 2 puan alabildiler. Ocon’un yarışı bir sıra daha yukarıda bitirmesi gerekiyordu. Takımın tek pit planlaması nedeniyle temposu yarışın sonlarında iyice düştü ve son anda Norris’e geçildi. Alpine, bütün hafta sonu onlardan beklediğim performanstan uzaktı. Orta sıraya daha yakın olacaklarını ummuştum.

Aston Martin bir yarışı daha puansız bitirdi. Aerodinamik olarak vasat bir araba bile değil. Motor gücünün etkin olmadığı pistlerde geride kalmaya devam edecekler. Yani Monaco’da biraz daha geride kalabilirler. Fakat bu ekibin Force India günlerinden beri iyi olduğunu düşünüyorum, bu krizi atlatacak bilgileri ve her şeyden önemlisi finansal güçleri var.

Arka sıralarda neler oluyor?

Hafta sonunun dikkat çeken pilotlarından biri Mick Schumacher’di. Mick, önce sıralamalarda sonra da yarışta arabasının ona sunduğundan fazlasını yaptı. İkili mücadelelerde zaman zaman kararsız bir görüntüsü vardı, ama bu da normaldi. Yarışı takım arkadaşının 41 saniye önünde bitirerek hem öğrenme sürecinin iyi gittiğini hem de takım arkadaşının bu seri için yetersiz olduğunu gösterdi.

George Russell arabasını bir hafta sonu daha aşmayı başardı. Latifi ise eskiye göre daha iyi bir izlenim verdi.

Yarış değerlendirmesini şimdilik burada bitiriyorum. Ancak yarış öncesinde yazdığım üzere Barcelona arabaların tüm güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koydu. Arabaların zayıf ve güçlü yanları üzerine bir performans değerlendirme yazısı da yazacağım.

  • fırat keskin
  • barcelona gp'si

Kaynak :fanatik

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
Dumanbet